Ayşe Pişkin

1956 Yılında, Düzce’nin Siyokoğlu (Kirazlı) Köyü’nde doğdum.

Babam Hamtoğ, annem ise Ğızel sülalesinden olup Şapsığım.

Ailede Çerkesce konuşulması nedeniyle, ben de ilk ana dilim olan Çerkesce ile konuşmaya başladım. Çerkesceyi çok güzel konuştuğum için, büyüklerim beni konuşturur,  gururla uzun uzun dinlerlerdi. Türkçeyi sonradan öğrendim.

İlkokulu köyümde bitirdim. Okumak istiyordum. Ama köyde okuma şansım yoktu.

Okuma arzusu ve çaresizlik içinde kıvranırken, çok değerli hocamız, komşum, binlerce köy çocuğunun hayatını kurtaran Sn. Kazım Taymaz bir ışık gibi hayatıma doğdu. 11 yaşında beni alıp İstanbul’a getirdi. Nereye gideceğimi hiç sormadan büyük bir sevinçle istediği adrese geldim. Ailemden ayrılmak tabii ki zordu ama bu benim için ikinci plandaydı. Çünkü Allah bana bir mucize yaratmıştı. Hiç düşünemeyeceğim bir olanaktı. Ailem bile son derece güvendikleri Kazım Hoca’ya nereye götürüldüğümüzü bile sormadılar. İşte bu Çerkes güveniydi. Bundan 45 yıl öncesi; düşünün.

O sıralar yalnız erkek çocuklara okuma fırsatı verilmekte idi; kızların böyle bir hakkı yoktu. Benim ilkokulu bitirdiğim yıl bir mucize oldu; yedi hayırsever Üniversiteli hanım Kazım Bey’den esinlenerek, kız çocuklarını okutmaya karar vermişler. Ama nasıl ve nereden öğrenci bulacaklarını bilemedikleri için Kazım Bey’den yardım istemişler. Kazım Bey de Türkiye’nin Çerkes Bölgelerinden o yıl ilkokulu bitiren çocukları tespit etmiş. Tunceli’nin Kiğı İlçesi Köylerinden 2, Turhal Zile’den 2, Afyon Dinar ilçesi Köyleri’nden 2 ve Kendi Köyün den 1 (Ben) olmak üzere 7 kız çocuğunu, ailelerinin güveni ile alıp İstanbul’a getirdi. Levent’teki Erkekler Yurdunun karşısına hemen, kontrolü altında olabileceğimiz bir daireyi tahsis ettirdi. Biz 7 kız, Kazım Bey’in devamlı gözetimi altında, Erkekler Yurdundaki Ağabeylerimizin denetim ve koruması altında okula götürülüp getirildik. Akşamları ise, sorumlu Ablamızın yanı sıra, Kazım Bey’in Kızı Zuhal Ablamızın destekleri ile etütlerimizi yapıyor, derslerimizi çalışıyorduk. Zuhal Abla okulu dışındaki tüm zamanlarını bize yardımla geçiriyordu.

Bu arada, karşılıksız, hiçbir beklentileri olmadan, bize tüm bu olanakları sağlayan, her türlü  masraflarımızı karşılayan ve bizi 3 yıl boyunca gece gündüz kendi çocukları gibi yetiştiren ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen 7 Hayırsever Hanım’ı yad etmek ve şükranlarımı sunmak istiyorum. Allah her birinden razı olsun; kendi çocuklarından çok bize zaman ayırdılar.

Böylece, biz 7 Çerkes Kızı 1960 yıllarında,  Türkiye’nin ilk “Kır Çiçekleri” ünvanına sahip olduk. Bu olay, gazetelere yansıdı. Basının ve halkın gözdesi olduk. Bu arada okumakta olduğumuz Levent Lisesi’nin de gözdesi olduk. Hep örnek öğrenciler olarak gösterildik.

Orta öğretimi iyi bir derece ile bitirdikten sonra, 1970 yılında, Amiral Bristol Sağlık Koleji sınavını kazanarak, yatılı olarak Nişantaşı’nda (Şimdiki adı Amerikan Hastanesi) 4 yıl okudum ve 1974 yılında mezun oldum. 2 Çerkes Kız arkadaşım da benimle birlikte aynı okulu tamamladı.

Mezun olur olmaz, Amerikan Hastanesi’nde çalışmaya başladım.

Bu arada (1974) yılında Bağlarbaşı’ndaki Kafkas Kültür.Derneğini arayıp buldum ve üye oldum. Aktif olmasa da aktivitelerine katılmaya çalıştım.

Amiral Bristol Sağlık Koleji Mezun ve Mensupları Derneği ne üye oldum ve yönetime girdim.

1970 li yıllarda Türkiye’de açılmaya başlayan Yoğun Bakım Ünitelerinin ilk eğitimli Yoğun Bakım Hemşirelerinden biri oldum. Türkiye’ deki ilk Hemşire Eğitim programlarının başlatılmasında rol aldım ve eğitim verdim. 

1981 yılında Hastane beni Amerika’ya gözlemci olarak 3 ay için gönderdi.

1986 yılında Hemşirelik Ön lisansını tamamladım.

1991 yılında tekrar Amerika’ya Yoğun Bakım Kursuna gönderildim. Aynı yıllarda Merhum Vehbi Koç’un yurt dışı çıkışlarında vefat edinceye kadar Hemşire görevi ile refakat ettim.

1991 yılında Vehbi Koç Vakfı’nın  ve Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile Türkiye’de çok geniş kapsamlı İlk Yoğun  bakım kursunu başlattık.

1992 Yılında Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği’ni Kurucu Başkan olarak kurdum. Aktif olarak 2 dönem başkanlık ve aralıksız olarak yönetim ve denetim kurullarında görev aldım ve halen devam etmekteyim.

1992 yılında Amerikan Hastanesi’nde Hemşirelik Hizmetleri Direktörlüğüne terfi ettim ve 2007 yılında emekli oluncaya dek 15 yıl bu göreve devam ettim. 350-450 kişiyi yönettim.

1997 yılında bir kız çocuğum oldu.

Bağlarbaşı’ndaki İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde Prof.Dr. Günsel Şurdum Avcı’nın başkanlık dönemlerinde, önceleri gönüllü olarak çalıştım; iki dönem de seçim ile Yönetim Kurulunda görev aldım.

2005 yılından beri de Amiral Bristol Sağlık Koleji Mezunları ve Mensupları Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürmekteyim.

Avrupa Yoğun Bakım Hemşireleri Federasyonu’nun Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım.

Ulusal ve Uluslararası Birçok Kongre, Seminer ve Bilimsel Programlarında yer aldım.

Hemşirelik mesleğime Prof.Dr. Günsel Şurdum Avcı’nın yanında devam ediyorum; birlikte kalp hastalarına “Doğal Bypass” tedavisi uyguluyoruz.

2002 yılında İşletme Fakültesi’ni (Newport) tamamladım. Hemşirelik Lisans ve Turizm ve Otelcilik Ön lisan programlarını tamamladım. İyi derecede İngilizce biliyorum.

Çerkesce konuşurumdanslarımızı bilirim.

Merhum Kazım Taymaz’la ilgili iki belgeselde yer aldım.

11 Yaşında ailemden ve köyümden ayrılmış olmam benim yerleşmiş olan kişiliğimi hiçbir şekilde bozamadı. Her zaman, her davranışımda, önce Allah’ın sonra Ailemin gözetimi altında olduğumu düşündüm. Her davranışımda onlara layık bir evlat olmaya çalıştım. Bana aşıladıkları kişiliğim için onlara minnettarım.

Köyümü ve Çerkes’liği çok seviyorum. Mızıkanın sesini ne zaman duysam kalbim hızlanır. Şeker Bayramlarında, bayram namazlarından sonra camiye götürülen Kahvaltı sofralarını özlüyorum. Thamateli muhabbet gecelerini, köyden köye yaya gidilen düğünleri, saygı ve sevgi dolu ortamları özlüyor, aynı duyguları tekrar yaşayabileceğimi ümit ediyorum.

Her şey birliktelik, güzellik ve coşkulu gelecek için.

İnançla.

Bir Cevap Yazın